Kur'an-ı Kerim 17. Sayfa (çok yavaş okuyuş)


Sual: Allah ismi de, Esma-i hüsna’dan mıdır, bu ismin anlamı nedir?
CEVAP
Evet, Allah ism-i şerifi, Esma-i hüsna’nın yani Allahü teâlânın isimlerinin birincisidir.

Bu ism-i şerif, Allahü teâlânın her isminin vasfını ihtiva eden öz ismidir. Cenab-ı Hakk’ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve ilâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânâlarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah’tan başkasına mecazen de olsa verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının ise, Allah’tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir.

Allahü teâlânın 99 ismine Esma-i hüsna denir. Onun isimleri, İslamiyet’in bildirmesine bağlıdır. Sadece İslamiyet’in bildirdiği isimlerle çağrılır ve onlarla zikredilir. Bunlardan başka isimlerle çağırmaya ve zikretmeye, İslamiyet izin vermemiştir. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)

Allahü teâlâya Tanrı demek, Tanrı diye zikretmek günah olur. Allah ismini kullanmak istemeyip, bunun yerine, Tanrı demek veya 99 isimden birini bile kullanmak istemek, çok büyük ve çirkin suç olur. (S. Ebediyye) Yani, Allah ismini kasten kullanmak istemeyip de, başka bir isim kullanmak caiz değildir. Mesela Allah ismini söylememek için, kasten Rab, Rahman, Hak gibi isimleri bile söylenmez. Yani burada suç olan, Allah ismini kullanmayı istememektir. Allah ismini kullanmamakta ısrar edip, Esma-i hüsna’daki diğer isimleri kullanmak suçtur. Yoksa Allah ismini kullanırken, Esma-i hüsnayı da, kullanmakta mahzur yoktur.

Allahü teâlânın ismini söyleyince, işitince, yazınca, Sübhanallah, Tebarekallah, Celle-celalüh, Azze-ismüh, Cellet kudretüh veya Teâlâ gibi saygı sözlerinden birini söylemek, yazmak birincisinde vacib, tekrarında ise müstehabdır. C.C. diye kısaltarak yazmak zaten uygun değildir.

Sual: Mezheplere inanmayan bir yazar, (Allah çok akıllıdır, hafızası ve düşünmesi çok kuvvetlidir, gözleri iyi görür, kulakları iyi işitir, beyni iyi çalışır) diyor. Bir başkası da, (Din insanlar içindir, Allah’ın dini olmaz, o dinsizdir. Allah’ın gözü olmaz, o kördür. Akıl insanlar içindir. Allah akıllıdır denmez, o akılsızdır) diyor. Her ikisinin sözleri de küfür olmuyor mu?
CEVAP
İslam âlimleri, (Allah’ın yaratmak, vücud, muhalefetün-lil-havadis gibi sıfatlarını insanlar için kullanmak veya insanın, akıl, şuur, hafıza, beyin ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allahü teâlâ için kullanmak küfürdür) buyuruyorlar.

Vücud, kendiliğinden var olmak; muhalefetün-lil havadis de, hiçbir mahlûka, hiçbir bakımdan benzememek demektir. Birkaç örnek verelim:
(Allah iyi düşünür) demek küfür olur, çünkü akıl, şuur, hafıza, düşünme işi, görüş mahlûktur, yani yaratıktır. Allahü teâlâ için böyle sözler söylemek küfür olur.

(Allah akıllıdır) veya (Allah’ın beyni vardır) demek, onu yaratık kabul etmek olduğu için küfür olur. (Allah akılsızdır) demek ise bir hakaret olacağı için küfür olur. Bunun gibi, Allahü teâlâ için dinsiz, kör, beyinsiz gibi hakaret sözlerini kullanmak da küfür olur.

Böyle sözler yerine, (Allahü teâlâ yarattıklarına benzemez) demek yeter.

Evlilik Programını Trolleyen adam izle - Korcan Cinemre


Dada Dandinista 31.Bölüm HD Yeni Sezon | 7 KASIM 2015 TEK PARÇA 720p HD izle En yeni Bölümü

Dada Dandinista 31.Bölüm 720P HD | 7 KASIM 2015 TEK PARÇA HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Açelya Topaloğlu 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Merve Özbey 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Bedük 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Can Yaman7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Eren Vurdem 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Cem Belevi 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Nilay Duru 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Cevahir Turan 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Cem Belevi 7 KASIM 2015 HD
Dada Dandinista 31.Bölüm Burcu Bakdur 7 KASIM 2015 HD

İzlemek için aşağıdaki linki kullanın

https://www.youtube.com/watch?v=abr62nZoyTM

Sual: Müşebbihe nasıl bir fırkadır?
CEVAP
Allahü teâlâyı bir cisim olarak kabul eden ve Ona insanlardaki gibi uzuvlar isnat eden, Kur’andaki müteşabih âyetlere yanlış mana verip, Allah’ın el, yüz gibi organlarının olduğunu iddia eden sapık fırkadır.

Allahü teâlâyı başka varlıklara benzeten teşbih ve tecsim fikrini ilk defa ortaya atan yahudi Abdullah ibni Sebe ile, hicri birinci asrın sonunda ve ikinci asrın başlarında yaşayan Hişam bin Salim-el-Cevaliki ve Hişam bin el-Hakem gibi kimselerdir.

Bu fikirleri hicri ikinci asır boyunca savunan sapıklar oldu. Bu kimselere cevap veren imam-ı Malik hazretleri, bir defasında teşbih fikrini savunanlara; “Sizi bid’atlerden ve bid’atçilerden sakındırırım” buyurdu. “Bid’atçiler kimlerdir?” denilince, cevaben; “Bid’atçiler o kimselerdir ki, Allahü teâlânın isimleri, sıfatları, kelamı, ilmi ve kudreti konusunda söz ederler. Sahabenin ve iyilikte onlara tâbi olanların sustuğu konularda sükut etmezler” buyurdu.

İmam-ı Zühri, imam-ı Sevri gibi Ehl-i sünnet âlimleri de, teşbih ve tecsim fikrini savunanlara cevap vermişler, Müslümanları onlara aldanmaktan sakındırmışlardır. Bu akım, üçüncü hicri asır boyunca devam etti. İmam-ı Ahmed bin Hanbel ile Yahya bin Main, İshak bin Raheveyh gibi Ehl-i sünnet âlimleri mücessime ve müşebbiheye ait fikirleri reddedip mücadele yaptılar.

Bugün, kendilerine selefiyim diyenlerin aynı yolu tuttuğunu görüyoruz. İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:
Cehalet ve dalalet fırkaları, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatı hakkında, Cenab-ı Hakkın münezzeh olduğu şeyleri Ona isnat ediyorlar. Bu dalaletlerine de "Selefin yolu" diyerek selefi salihine, [yani Eshab-ı kirama ve Tabiin-izama] iftira ediyorlar. Selefin itikadını sana beyan edeyim. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemelidir. Mesela "Falanca şehir, falanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. Bu bakımdan yedullah ifadesini Allah’ın kudreti olarak anlamalıdır. (İlcam-ül-avam)

Yine, İmam-ı Gazali hazretlerinin bildirdiği gibi, diğer ifadeleri de böyle açıklamak gerekir. Mesela (Zıllullah) ifadesine de "Allah’ın gölgesi" demek doğru değildir. Bu husustaki hadis-i şerifi açıklarken, (Kendisinden başka himaye edenin bulunmadığı bir günde Allahü teâlâ, yedi sınıf insanı kendi himayesine alır) demelidir. Yoksa "Kendi gölgesinde gölgelendirir" dememelidir. Çünkü bu ifadeden, Cenab-ı Hakkın cisim olduğu gibi bir mana çıkaranlar olabilir. Nasıl "Beytullah" yani "Allah’ın evi" kelimesini, hâşâ Allah’ın barındığı bir ev olarak anlamıyorsak, hadis-i şeriflerde geçen "Yedullah", "Zıllullah" kelimelerini de zahir manaları gibi anlamayıp, tevil etmemiz gerekir. Bir bid’at ve dalalet olan selefiye sapıklığını önlemek için, İslam âlimleri müteşabih âyet ve hadisleri tevil etmişlerdir. Ancak bu tevil işinde haddi aşıp İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan mana verenler de sapıtmışlardır. İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan bütün kitaplar, muteber değildir.

Abdülaziz bin Baz ismindeki vehhabi bir yazar (Akidet-üs-sahiha) kitabında, Ehl-i sünnet itikadındaki müslümanlara müşrik yani kâfir damgasını vuruyor, her müslümanın "Necdi" yani vehhabi olmasını istiyor.

İstiva, Yed, Vech gibi müteşabih kelimelere, oturmak, el yüz gibi manalar vererek -hâşâ- Allahü teâlâyı cisim olarak bildiriyor. Müşebbihe fırkası gibi inanıyor. (Üstadımız İbni Teymiye de böyle söyledi) diyerek onun da Müşebbiheden olduğunu gizlemiyor.

Kitapta imam-ı Malik hazretlerinin hocasının (İstivanın keyfiyeti bilinemez) dediğini yazıyor. Doğrusu da budur. Fakat Necdi hemen birkaç satır sonra, (Allah göklerin üstünde bulunan Arş üzerinde oturuyor) diyor. Keyfiyeti bilinmeyen şey üzerinde nasıl böyle kesin konuşulur. Selef-i salihin denilen önceki âlimler, İstiva, Yed gibi kelimeleri tevile lüzum görmezlerdi. Çünkü bu kelimelerin mahiyeti bilinirdi. Mesela (İstanbul, valinin elindedir) denilince, bunun açıklanması istenmez, herkes buradaki el kelimesinin hakiki el ile ilgisi olmadığını bilirdi. (Allah Arşı istiva etti) denince de, Allah’ın Arşa hükümran olduğunu anlarlardı. Fakat Müşebbihe denilen bozuk fırka, (Allah’ın bizim gibi eli var. Allah Arşın üstünde oturur) gibi manalar verince sonraki âlimler bu kelimeleri açıklamak zorunda kalmışlardır. Kur’an-ı kerimde böyle tevil edilmesi gereken çok âyet-i kerime vardır. Hakiki manası ile alınırsa acayip manalar ortaya çıkar. Mesela Kur’an-ı kerimde (Köye sor) buyuruluyor. Köyden maksat, köydeki insanlardır. Yine Kur’an-ı kerimde kâfirlerin sağır, dilsiz ve kör olduğu bildiriliyor. (Bekara 18)

Kâfirler sağır, dilsiz ve kör değildir. Bunlara, hakikati duymadıkları için sağır, hakkı söylemedikleri için dilsiz, doğru yolu, gerçekleri göremedikleri için kör denilmiştir. Bilen için bunları izaha lüzum yoktur. Eskiden de istiva, yed, vech gibi kelimeler tevil edilmeden bilinirdi. Müşebbihe fırkası ve sonra necdiler, bu kelimeleri hakiki manası ile alınca, hâşâ Allah’a mekan ittihaz etmiş oldular. Onu cisim zannettiler. Necdi Abdülaziz Baz da, (Allah gökte Arşın üstünde oturuyor) diyerek küfre giriyor. (S.8-10

ŞEYH MUHAMMED MUTA' EL HAZNEVİ-TU ŞİRİNİ LI BER DILA(KÜRTÇE KASİDE) Dinle


Sual: İmam-ı Deylemi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, (Âhir zamanda bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat içlerinde bir tane mümin bulunmayacaktır) buyuruluyor. Mümin olmayan ve namazları da kabul edilmeyen insanlar, niye camiye geliyor ki?
CEVAP
Bunlar, kendilerini Müslüman zanneden, ama küfre düşmüş kimselerdir. Mesela, kaderi inkâr eden, (İnsan kaderini kendi çizer) diyen ve amelin imandan bir parça olduğunu söyleyen akılcı Mutezile fırkası küfre girmiştir. Peygamber efendimiz bu fırka için buyuruyor ki:
(Şer takdir edilmedi diyen Kaderiye’nin [Mutezile’nin] İslam’dan nasibi yoktur.) [Beyheki]

(Günahı bize Allah zorla işletiyor) diyen Mürciye yani Cebriye fırkası da küfre girmiştir. Peygamber efendimiz, bunlar için şöyle buyuruyor:
(Mürciye [Cebriye] ve Kaderiye’nin [Mutezile’nin] İslamiyet’ten nasibi yoktur.) [Buhari]

Amentü’deki altı esastan birini bile inkâr edenler de küfre girmiştir. Mesela, (La ilahe illallah demek yeter, Muhammedün Resulullah) demeye gerek yoktur veya (Hristiyan ve Yahudi kâfirleri de Cennete girecektir) diyenler yahut herhangi bir şekilde küfre girenler, o camide binden fazla kişiyle beraber bulunacaklardır.

İnsanları küfre sürükleyen işlerin başında bid’at gelmektedir. Bid’at, Allah ve Resulü’nün emrini eksik bulup (Günümüzün şartlarında şöyle olması daha iyi olur) diyerek yeni hükümler koymaktır. Bid’at fırkalarının çoğu böyledir. Bunların imanları düzgün olmadığı için amelleri kabul olmaz. Dört hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bir bid'at çıkaranın namazı, orucu, haccı, umresi, cihadı, tevbesi, farzı, nafilesi ve hiçbir iyiliği kabul olmaz. Yağdan kıl çıkar gibi, dinden çıkması kolay olur.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ, bid'at ehlinin duasını, zekâtını, haccını ve namazını kabul etmez.) [Deylemi]

(Bid'at ehli, bid'atini Allah rızası için terk etmedikçe, hiçbir ameli kabul olmaz.) [Deylemi, İbni Neccar, Ebu Nasr, İbni Ebi Asım]

(Kur'anı mizmarlardan [çalgı da çalınan aletlerden] okuyanlara Allah lanet eder.) [Müsamere]

Demek ki, bid’at ehli, bid’at işleyerek imanları gideceği için, hadis-i şerifte, (Bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat içlerinde bir tane mümin bulunmayacaktır) buyurulmuştur. Bunun için bid’atlerden çok uzak durmalı. İbadetleri Resulullah efendimizin yaptığı gibi yapmalı, onun bildirdiği şekilde namaz kılmalı, (O gün öyleymiş, ama bugün böyle namaz kılmak daha iyidir. Resulullah da olsa böyle namaz kılardı) dememeli ve ibadete bid’at karıştırarak küfre girmemelidir. Hindistan’da bazı camilere ekran konmuş, merkez camideki imamın görüntüsüne uyarak namaz kılınmaktaymış. Bugün Türkiye’de bile, (TV’yi açıp Mekke’deki imama uyalım) diyenler çıkmıştır. Bid’atlerden çok sakınmalı, camilerdeki namazları kabul olmayan bozuk imanlı kişilerden olmamalıdır.

Sual: İslam Ahlakı kitabında 54 farzın ilk maddesinde, (Allah'ı bir bilip, hiç unutmamak farzdır) deniyor. Biz, sabahtan akşama kadar çok unutuyoruz. Bu farzı terk ediyorsak, hep haram mı işlemiş oluyoruz?
CEVAP
Beş vakit namaz kılıp haramlardan sakınan bir Müslüman, Allah'ı unutmuş sayılmaz. Bir vakit namazı kılıp, öteki namazı beklemekle, hep ibadet etmiş, Allah'ı unutmamış oluyoruz. Sabah namazına kalkmak niyetiyle gece yatınca, sabaha kadar uykuda bile ibadet etmiş, Allah'ı unutmamış oluyoruz. Hâlbuki uyku tam bir gaflettir. Buna rağmen, sırf niyetimizden dolayı uykumuz da ibadet oluyor.

Beş vakit namazı kılıp doğru niyet ederek çalışanın her yaptığı iş ibadet olur.

Allahü teâlâ çok şefkatli, çok merhametli, çok affedici olduğu için, namazlar arasındaki hatalarımız silinsin diye beş vakit namazı emretmiştir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Günde beş kere yıkananın kirleri temizlendiği gibi, beş vakit namaz kılanın da günahları temizlenir.) [Buhari]

İslam âlimleri, (Beş vakit namazını doğru kılan, bütün nimetlerin şükrünü eda etmiş olur) buyurmuşlardır. 24 saat devamlı Allahü teâlâyı anmak, hatırlamak, Ona şükretmek gerekir. Bu ise, gafletteyken mümkün olmaz. (Kim beş vakit namazı kılarsa, bir vakitten sonra diğer vakti düşüneceği için, yatarken sabah namazını düşüneceği için, bütün gün Allah’ı hatırlamış ve Ona şükretmiş olur) buyuruluyor. Beş vakit namazı kılanlar için böyle çok müjde verilmiştir.

Allahü teâlâyı hiç unutmamak demek, her şeyi İslamiyet’e uygun yapmaya çalışmak demektir.

Her sabah, (Kendimin ve ailemin rızkını kazanmak, onları kimseye muhtaç bırakmamak, Allahü teâlâya rahat ve temiz ibadet edebilmek, âhiret yolunda yürüyebilmek için işime gidiyorum) diye niyet eden bir kimse, hep sevab kazanır. Onun her işi, ibadet olur. (K. Saadet)

Okula giden bir öğrenci, (Okula, eğitimim bitince Müslümanlara, insanlara hizmet etmek için gidiyorum. Yâ Rabbi, bana faydalı ilim nasip eyle!) diye niyet ederse, okulda ve evde ders çalışırken her an sevab alır. Allah'ı unutmuş sayılmaz.

(Şu günahtır) diyerek sakınmaya çalışanın veya (Şu sevabdır) diyerek yapmak isteyenin Allah'ı unutmadığı anlaşılır.

Günümüzde İngilizce bilmeyen kişilerin hayatta başarı sağlamaları son derece zordur. Artık bir yabancı dilin bile yetmediği küresel dünyada insanları bir araya getiren ve anlaşmalarını sağlayan ortak dili İngilizcedir. Okullarda verilen İngilizce eğitimi çocukların küçük yaşlarda yabancı dil ile tanışmasını sağlar. Dil ne kadar erken öğrenilmeye başlanırsa o kadar başarılı olunur. Verilen konuların ders içeriği olarak anlatılması özellikle öğrencilerde ciddi sıkıntılara yol açabilir. Diğer dersler gibi başarı zorunluluğu olarak algılanan dil dersleri istenen sonuca ulaşılmasını engeller. Sınavlardan başarılı not alan öğrenciler sınıf geçince kazandıkları becerileri yavaş yavaş unuturlar. Oysa dil etkinliklerinin beyne tam olarak yerleşmesini güçlendirecek farklı yöntemlerle uygulanması gerekir. Bu aşamada en önemli konu çocuğu sıkmadan gerekli bilgileri vermekten geçer. Dil öğrenilen bir ders olmaktan çıkmalı ve edinilen bir yapı haline gelmelidir. Bir bebek konuşmayı sadece duyduklarından öğrenir ve ilk başlarda kelimeleri yanlış telaffuz eder ve kurduğu cümleler doğru olmaz. Dil gelişiminin de bu şekilde ele alınması gereklidir.

 Disiplinli Bir Çalışma İle İngilizce Dil Eğitimi


Okullarda verilen dersler ile özel kurslarda verilen programın içeriği hemen hemen aynı olsa da sistemi farklıdır. Birbirine yakın seviyelerde ola öğrencilerin birlikte ders yaptığı kurs ortamlarında işlenen İngilizce dersi daha verimli geçerken okulda verilen derslerde sınıf bütünlüğü ve seviyesi korunamaz. Kalabalık içerisinde ders almaktan sıkılan veya herhangi bir merkeze gitmeye vakit ayıramayan öğrenciler istedikleri ortamlarda ve istedikleri zamanda online eğitimlerle dil öğrenme sürecine devam edebilir. Kurumsal İngilizce adı altında şirketlerde verilen derslerde bulunur. Şirket kendi alanına göre çalışanlarının İngilizce seviyelerini artırmak veya hiç bilmeyenlere başlangıç düzeyinde eğitim vermek için kurumlarla anlaşmalar yapabilir. Bireysel derslerde dil öğrenimi için bir alternatiftir. Bu aşamada kişi birebir hocası ile çalışarak konuları işler ve pratik yapar. Dil eğitimi pratik yapılmadığı sürece hiçbir yere gelemez. Dil öğrenmek oldukça zor ve dikkat gerektiren bir iştir. Sabırla, bıkmadan çalışmak ve her bilgiyi tekrar etmek belli bir seviyeye gelebilmenin en önemli aşamaları arasında yer alır. Teorik olarak öğrenilen bilgilerin pratikte de kullanılabilir olması zihinde dilin yapısı ile ilgili bazı temellerin oturmasına yarar. Yabancı biri görüldüğü an veya yabancıların bulunduğu ortamlarda kişilerin bildikleri her konuda konuşmaları ilk olarak kendilerine olan güveni yerine getirir. Konuşulan veya öğrenilen dilin kültürüne hâkim olmadan dilin doğru ve etkili bir şekilde kullanılabilmesi imkânsızdır.



Başlangıç seviyesinde insanlar konuşacak çok fazla konu bulamasalar da seviyeler ilerledikçe farklı konularda da pratik yapma şansı artacaktır. Eğitim alanında kullanılan sistemlerin tamamen pratiğe dayalı olduğu sistemlerde başarı daha fazla olacak ve sonuca ulaşmak çok daha kısa sürede olacaktır. Eski zamanlarda kullanılan mektup arkadaşlığı sistemi öğrenilen bilgilerin kullanılabilmesine olanak sağlayan en basit sistemlerden biriyken günümüzde internet aracılığıyla istenen her an yabancı biriyle iletişim kurulabilmektedir. Sadece oyun oynarken bile pek çok yabancı ile tanışmak ve sadece oyun hakkında olsa bile sohbet etmek günümüz gerçekleri arasındadır. Eskiden yaşanmış ve olumsuz etki bırakmış tecrübeler kişinin kendini sürekli geri çekmesine ve önüne setler koymasına neden olur. Tüm dünyada kabul gören yabancı dil öğreniminde Türkiye son derece kötü yerlerdedir. Dünya öğrencilerinin girdiği TOEFL sınavlarında ülkemiz ortalama 75 puan ile en son sırada yer almaktadır. Durum bu kadar açık ve netken aynı sistemlerin hiçbir şekilde yenilenmeden tekrar uygulanması son derece yersiz ve gereksiz bir ısrardır. Başarı getiren dil eğitimi programları tercih edilmeli ve hiç vakit kaybetmeden dünya üzerinde İngilizce bilen her beş kişiden biri olmak için çalışmaya başlanmalıdır.



En çok izlenen komik Türk vineları Ocak 2015 ★ SERİ 1 ★ En komik 112 Vine Kolajı


SANATÇI: Kaan Tangöze

KONSER TARİHİ: 6 Kasım akşamı İstanbul

FİYATI; ***

MEKAN/ADRES:


AÇIKLAMA:

Kaan Tangöze Konseri 2015

Vine Türkiye | Temmuz 2015 HD İzle


Cübbeli Ahmet Hoca Efendi Gavsı Sani Seyyid Abdülbaki Hazretleri'ni Ziyaret etti İzle


Komedi Dükkanı 20. Bölüm (STARTV) İzle


Evleneceksen Gel - 29 Eylül 2015 İzle


Sual: İman azalıp çoğalır mı? CEVAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: İman kalbin tasdiki ve yakîni olduğundan, azalması, çoğalması olmaz. Azalıp çoğalan bir inanış, iman olmaz. Buna zan denir. İbadetleri, Allahü teâlânın sevdiği şeyleri yapmakla iman cilalanır, nurlanır, parlar. Haram işleyince, bulanır, lekelenir. O halde, çoğalmak ve azalmak, amellerden, işlerden dolayı, imanın cilasının, parlaklığının değişmesidir. Kendisinde azalıp çoğalmak olmaz. Cilası, parlaklığı çok olan imana çok dediler. Bunlar, sanki, cilalı olmayan imanı, iman bilmedi. Cilalılardan bazısını da, iman bilip, fakat az dedi. İman, parlaklıkları başka başka olan, karşılıklı iki ayna gibi oluyor. Cilası çok olup, cisimleri parlak gösteren ayna, az parlak gösteren aynadan daha çoktur demeye benzer. Başka biri de, iki ayna müsavidir. Yalnız, cilaları ve cisimleri göstermeleri, yani sıfatları başkadır demesi gibidir. Bu iki adamdan birincisi, görünüşe bakmış, öze, içe girmemiştir. (Ebu Bekir’in imanı, ümmetimin imanları toplamından daha ağırdır)hadis-i şerifi, imanın cilası, parlaklığı bakımındandır. (Mektubat, m.266) Not: Geniş bilgi için Vehhabilik maddesinde (Her günah işleyen kâfir mi?) kısmına bakınız.

Hz.Mehdi Hakkında - Cübbeli Ahmet Hoca İzle


SANATÇI: Mohsen Namjoo

KONSER TARİHİ: 19 Aralık 2015 Saat: 21:00

FİYATI; 1.Kategori-150.TL
2.Kategori-125.TL
3.Kategori-100.TL
4.Kategori-80.TL
5.Kategori-50.TL

MEKAN/ADRES: Volkswagen Arena


AÇIKLAMA:

Mohsen Namjoo Konseri 2015
GÜNÜMÜZDE YAŞAYAN EVLİYALAR VE İKAMET ETTİĞİ YERLER İZLE

Komedi Dükkanı 92.Bölüm Star Tv (30.Bölüm) Full HD Tek Parça 720p izle


Copyright © Woov.Org | Online Video İzleme Sitesi.
Sitemiz sadece youtube, video.google.com, yahoo vb. sitelerde eklenmiş ve paylaşıma açılmış videoları yayınlamaktadır. Server'ımıza kesinlikle yükleme yapılmamaktadır. Bu yüzden Woov.Org sitesi hiç bir yasal hükümlülüğe tabi tutulamaz. İstenildiği takdirde hak sahipleri İletişim adresinden ulaşarak videoların kaldırılması talebinde bulunubilirler.